İbo Şov neden 8.oldu dersiniz? - 30.08.2009

İbo şovun başarılı bir şarkıcı olduğunu biliyoruz. Sesiyle yıllardır gönüllerdeÉ Ve, tam 17 yıldır da TV programı yapıyor. İyisiyle kötüsüyle güzel işler yapıyor son Urfalı!Perşembe gecesi yine izledik İbo'yuÉ Konukları biraz hafif kaldı gibi geldi bizeÉ Onun için de reytinglerde biraz güdük kaldı.Yoksa, yukarıları hep zorluyor İbo.Safiye Soyman ve Faik Bey konuklar arasındaydı. Artık, özellikle, Faik Bey sempatik gelmiyor milleteÉBir hayli posta aldım. Safiye'ye yaptıkları kınanıyor ama anlamıyor Faik Bey sanırım. Bi de espriler o kadar bayatladı kiÉLatif Doğan'ın yaşadıklarını bile bırakmadı Latif anlatsınÉ Sanki o yaşadı. Millet yemiyor artıkÉ Hepsi Kızları ile girdiği ceket iddiasını kaybetmesine rağmen o fıstık yeşili cart ceketini veremedi bir türlüÉ Sadece gülüyorsun o da zora kiÉ Yasin Kutlay imzalı bir soru geldi posta yoluylaÉ 'Bu adam, şarkıcı mı, komedyen mi? Ne, bana bir anlatsana' Bir ara şarkı söyledi yaÉ Ha, burada, Safiye'nin hakkını teslim edelim. Soyman, iyi bir hafızadır. İbo Şov'a daha iyi konuklar gerekir diyorum. Hele, Ramazan'da bir orta oyunu o kadar güzel giderdi kiÉ
Bülent Ersoy kendini gazinoda mı sandı?Pop Star geçtiğimiz gecenin hiti oldu yineÉ Şunu söyleyebiliriz ki, Bülent Ersoy'un ne yapacağını merak edenler bir hayli fazla efendim. Netekim bir gece önce sahneye geç gelişi ile, hem seyircilere, hem televizyon başındakileri fıtık etti diyebiliriz. O kadar ki; Osman Tan Erkır bile, 'Guiness rekorlar kitabına gireceğiz, sahneye en geç gelen sanatçı' diyerek espri yaparak idare etti. Ardından, giydiği gelinlikle dikkatleri üzerine çeken Ersoy, Armağan Çağlayan'ın 'Çişiniz gelirse ne yapacaksınız' sorusuna ise, ' Daha yaşlanmadım. tutabilirim' dedi. 'Damat nerede?' sorusuna ise; 'Sokakta bir salak buluruz' diyerek kahkaha atmakla yetindi. Pop Star Alaturka, TV'lerin eski yapımları sundukları dönemde enteresan jüri üyeleri ile ilgiyle izlenirlerken, yeni seslerin güzelliği de gözlerden kaçmıyor.
Bayraklarınızı taktınız mı?Bugün önemli bir günü kutluyoruz. 1922 yılından bu güneÉ Büyük önderin önemli armağanını iyi kutlamamız gerekli diye düşünüyorum.Türkiye, kardeşliğe, Türkiye, sevgiye, Türkiye huzura özlem duyuyor. Futbol maçında bile olmadık kavgaların yaşandığı şu günlerde hep beraber gelin bayraklarımızı açalım ve bu şerefli günümüzü şanıyla kutlayalım. Genel kurmay, özel bir filme imza attı. Önemli isimler bu filmde iki satırla yer aldı. Zafer Bayramı'nın önemini ve içinden geçenleri anlattı. Anlatmayanlar da, mikrofondan kaçanlar da vardı amaÉ Merak ettim? Neden kaçtı o tiyatrocu dostlar, o sanatçı dostlar? Neye karşıydılar? Hükümete mi? Bu bayram, ne hükümetin, ne de Tayyip Erdoğan'ın bayramıÉ Türk milletinin bayramı bu bayramÉ Şanlı ordumuzun bayramıÉ Eğer bu Zafer Bayramı olmasaydı o tiyatrocular, dizilerde, şarkı yarışmalarında görünebilirler miydi? Size söylenecek çok söz var daÉ Siz yine çıkın duraklarda oynayın, tiyatronun önemli isimleri arasında isminizi baş köşeye yazdırmaya bakınÉ TeessüflerimleÉ

Kaynak:Güneş Gazetesi - Vehbi Dinçcan

POPSTAR ALATURKA’DAKİ DİVA ‘AÇILIM’I! -30.08.2009

Malumunuz bu aralar gündemin en moda sözcüğü ‘açılım.’ Her ne kadar asıl konu bir türlü açılıp saçılamadıysa da biz her konuda bu ‘açılım’ sözcüğünü kullanmayı pek bi sevdik.. Ben de bakalım nasıl oluyormuş ‘açılım’lı bir yazı yazmak diye merak ettim ve başladım yazmaya..
Popstar Alaturka bu sezon da bizleri şaşırtmadı ve yeni yayın dönemine oldukça iddialı bir giriş yaptı; izlemeyi özlemişim doğrusu.. Her zaman olduğu gibi yine muhteşem sesler bulmuşlar.. Ama o Ramazan yok mu Ramazan iki haftadır beni benden alıyor resmen.. O nasıl bir ses, o ne buğulu bir yorum ve o nasıl bir duruş.. İzlemeye doyamıyorum!
Yarışmanın türbanlı yarışmacısı pek konuşuluyor iki haftadır.. Hatta bir Alman gazetesi bile hanımefendi hakkında bir makale yazmış.. Ama ben diyorum ki diğer yarışmacılar gibi davranılmalı Çiğdem’e.. Tamam biliyoruz türbanlı bir yorumcudan popstar olmaz, anladık. E türbanlı olduğunu da görüyoruz.. Tamam yeni başladı program konuşulmalı bunlar ama konuştunuz yeter artık.. Her hafta bir türban mesajı vermeye gerek yok.. Her hafta, 'bak kızım senden popstar olmaz' demeye de!Umarım bu Cuma diğer yarışmacılar gibi davranılır Çiğdem’e de ve bu türban konusu açılmaz.. Ne de olsa o ortam bunları konuşmak için pek de elverişli bir yer değil..
Gelelim şu Diva açılımına.. Ne hikmetse Bülent Ersoy bu sezon jüriden bağımsız takılıyor. İlk hafta makyaj ve saç yetişmedi dendi, Diva diğer jüri üyelerinden sonra çıktı programa.. E bu hafta da muhteşem (!) bir kıyafetle çıkacak dendi ve yine en son çıkan olmayı başardı Diva.. Hatta Osmantan’ın deyimiyle yayın tarihinin en uzun çıkışı oldu Diva’nın sahneye çıkışı.. E tamam anladık ki hep bir bahane var, bundan sonra da olacak.. Peki afişlerdeki bahane neydi de Diva iki üç adım önde poz verdi? Geçtiğimiz yıllarda hiç de böyle pozlar, çıkışlar, afişler görmedik. Hep iç içe hep yan yanaydılar.. Bu sezon ne oldu ki Diva bağımsızlığını ilan etti?
Diva’nın Gülben Ergen’le bir problemi mi var acaba? Bilmem kaç sezondur en sol koltukta oturan Armağan Çağlayan’ın, Gündeş’ten boşalan en sağ koltuğa geçmesi bir yenilik mi yoksa istek mi? İlk programda Diva’nın herkesi öpüp Gülben Ergen’in sadece elini sıkması da bir işaretti aslında.. Hoş bu hafta Gülben Ergen Diva’nın elini öptü, Diva da onu öptü ama aradaki elektriğin pek de sevimli bir elektrik olmadığı aşikar.. Diva’nın Gündeş’le olan samimiyetinden eser yok programda.. Ya Diva Gülben Ergen’e yavaş yavaş alışıyor ya da arada bir gerginlik var! İlerleyen bölümlerde bu işin kokusu çıkar ama Diva’nın bu ‘bağımsız takılmaları’ fena halde göz tırmalıyor; benden söylemesi.
Bu Diva meselesini geçersek Gülben Ergen’in bu yarışmaya çok yakıştığını söylemeliyim. Her zamanki 'gülümseyen abide' tavrıyla ışıklar saçıyor ekrandan..
Osmantan’ın Ebru Gündeş ve Orhan Gencebay saygısını da gerçekten yürekten tebrik ediyorum.. İlk kez rastlıyorum kendi programından ayrılan isimlere bu kadar saygıyla yaklaşan yapımcı ve sunucuya.. Bravo vallahi!!
Kaya Demirer'li 'Restaurant Kabusları'
Topaz, Blue Topaz ve Lipsi’nin sahibi Kaya Demirer ATV ekranlarında yayınlanmaya başlayan Restaurant Kabusları’yla ilk kez bir televizyoncu olarak karşımıza çıktı. Ne yalan söyleyeyim Kaya Demirer’i bu kadar samimi bulacağımı tahmin etmiyordum.. Çok doğal ve garip bir enerjisi var.. Program acayip akıcı, sıkılıp durduğum bir an olmadı.. Yalnız o mutfak şefi tüm izleyenlerde aynı etkiyi uyandırmıştır sanırım.. O neydi öyle? Ne sinir, ne inat bir şeydi.. Koltuktan fırlayıp birkaç tane tokat atasım geldi adama ama Kaya Demirer yılmadı mutfak şefini adam etmeyi başardı..
Programın bana göre tek eksiği şu ara konuşmalardaki devamsızlık olmuş.. Yani bir olay oluyor tartışılıyor.. Tartışma diyelim ki yeni mutfak takımının geldiği sırada yapılmış ama mutfak şefi o tartışmanın değerlendirmesini eski mutfaktaki dolaplar önünde yapıyor. Ya da restoran sahibinin üzerinde siyah bir bluz varken tartışma olmuş ama restoran sahibi değerlendirmesini onu ilk gördüğümüz anda üzerinde olan gri tişörtle yapıyor.. Bu biraz inandırıcılığı öldürüyor bana göre..
Bir de şu programın ismine takıldım, neden ‘Restoran Kabusları’ değil de’ Restaurant Kabusları?’ Malum Türkçe’de önünde bir başka isim yoksa yani bir mekan isminden söz etmiyorsak örneğin Topaz Restaurant demiyorsak, genel olarak tüm restoranları ifade ediyorsak ‘restoran’ kelimesini kullanırız.. Burada da tüm restoranları kastettiğimize göre tekrar soruyorum neden ‘Restoran Kabusları’ değil de ’Restaurant Kabusları?’
Bunların haricinde programı genel olarak çok beğendim diyebilirim, Kaya Demirer de ilk kez ekrana çıkan biri olarak oldukça başarılı!
TV’den kısa kısa..
Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar oyuncu olmuş! Müthiş ikili şimdi de TRT için çekilen ‘Anam Sağolsun’ dizisinde boy gösterecekmiş. Çakar bir plastik cerrahı, Toroğlu da ciğerciyi canlandıracakmış.
Mehmet Aslantuğ ve Özgü Namal’ın başrollerini üstlendiği Hanımın Çiftliği için istenildiği gibi bir köşk bulunmayınca sıfırdan bir köşk inşa edilmiş.
Fırtına dizisinden sonra ortalarda görünmeyen Burçin Terzioğlu’nun başrolünü üstlendiği Ey Aşk Nerdesin’in bu haftaki bölümüne Asi’nin yakışıklısı Murat Yıldırım konuk.. Polis rolünde izleyeceğimiz Yıldırım bu sayede eşine güzel bir 'reyting desteği' sağlamış olacak.
Ey Aşk Nerdesin demişken, dizide Hande rolünde izlediğimiz Gülden Avşaroğlu, doğallığı ve sempatik oyunculuğuyla acayip dikkatimi çekiyor. Onu izlemeyi seviyorum.
Hatırla Sevgili’nin devamı niteliğinde çekilecek dizide Bülent İnal, Melis Birkan, Berrak Tüzünataç, Okan Yalabık ve Bülent Alkış rol alacakmış..
Daha önce bu köşede ATV’nin en iddialı dizilerinden birinin Kapalıçarşı olacağını yazmıştım.. Başrollerinde Nejat işler, Erkan Can ve Olgun Şimşek'in oynayacağı dizinin kadın oyuncusu aranıyordu bir süredir.. İşte o aranan kan Aslı Tandoğan olmuş..
Binbir Gecce’nin Kerem’i Tardu Flordun'u, ATV’nin iki sezondur devam eden dizisi Parmaklıklar Ardında'da izlemeye başlıyoruz.
Yaprak Dökümü aynı gününde ve saatinde başlıyor yine.. Yalnız Ali Rıza Bey’li o tanıtım insanın boğazını düğüm düğüm ediyor, yüreğini kanatıyor. Ve büyük konuşmanın ne büyük bir gaflet olduğunu bir tokat gibi çarpıveriyor insanın suratına..
Son olarak Avukatlar dizisinde izlediğimiz Serhat Tutumluer yine Star ekranında karşılıyor yeni yayın dönemini.. Tutumluer’in müthiş oyunculuğunu Kül ve Ateş dizisinden izleyeceğiz bu sezon. Dizide kendisine uzun süredir ekranlarda göremediğimiz Başak Köklükaya da eşlik edecek. Acemi Cadı’daki rolüyle kendini sevdiren Merve Boluğur da kadroda!
Bol seyirli günler efendim!

Kaynak:gecce.com - DİLARA PEKEL

Canlı yayında gelinlik giydi, ortalık karıştı! - 28.08.2009



Jüri üyelerinin teker teker yayına alındığı bölümde en son sahneye gelen Bülent Ersoy, bir görevlinin yardımıyla merdivenlerden inebildi. Üzerinde son derece şaşalı bir gelinlik bulunan Ersoy'un merdivenlerden inmesi bir hayli zaman aldı. Yürümekte zorlanan Bülent Ersoy, buna rağmen, merdivenden indikten sonra sahnenin en ucuna kadar gidip seyirciyi selamladı.
Bu esnada hem stüdyodaki izleyenler hem de ekran başındaki izleyici, Ersoy'un üzerindeki kıyafete takılıp kaldı.

KOLTUĞUNA OTURMASI BİR SERAMONİYE DÖNÜŞTÜ!
Beyaz bir gelinlik şeklindeki elbiseyle birlikte büyük çiçekli bir duvak da takan Ersoy'un yerine oturması da hayli uzun sürdü.
Jüri bölümüne, üzerindeki kıyafet nedeniyle ulaşmakta zorlanan Bülent Ersoy'un elinden Osmantan Erkır, tutarak getirdi. Daha sonra Gülben Ergen'in yardımıyla jüri bölümüne geçen Ersoy'a bu kez de Metin Akpınar yardım etti. Akpınar ile öpüştükten sonra Armağan Çağlayan'ı çağıran Ersoy, onunla da öpüştükten sonra koltuğuna geçmek için hamle yaptı. Ancak o esnada sırasında ufak bir kargaşa yaşandı. Bülent Ersoy'un yanında bulunan Metin Akpınar, kıyafetiyle hayli geniş bir alan kaplayan Ersoy'un yanından geçemeyeceğini anlayınca, masanın diğer tarafından dolaştı.
Armağan Çağlayan'ın yardımıyla koltuğuna oturmak üzereyken Gülben Ergen tarafından durdurulan Bülent Ersoy, bir an şaşırdı. Ergen'in, koltuğun üzerinde bulunan puan tahtası almasından sonra elbisesinin eteklerini toplayarak koltuğuna oturan Ersoy, bu kez 'Diva' sesleri eşliğindeki alkışlara karşılık vermek için yeniden ayağa kalktı. Bir süre izleyicileri selamlayan Bülent Ersoy'a Osmantan Erkır da bir espriyle karşılık verdi. Erkır, herkes için hayli uzun bir zaman süren bu seramoni için şöyle konuştu:
"Guiness Rekorlar kitabına girdik. Dünyanın en uzun girişi sahneye ama değdi. Çok güzel girdiniz sahneye."
Söze giren Armağan Çağlayan da yaşanan bu durum karşısında şaşırdığını belirterek "Bir ara ben inanamadım. Ben buradayım, Metin abi yanımda. O oradan oraya geldi. O oradan oraya nasıl geçti, hiç anlamadım!" diye konuştu.
En az Armağan Çağlayan kadar şaşkın olan Gülben Ergen de gülüşmeler arasında "Ben de anlayamadım, nasıl oldu?" diyerek karşılık verdi.

GELİNLİK OLSUN DA BULURUZ BİR SALAK!
Jüri üyelerini ve izleyenleri güldüren bu konuşmalardan sonra Osmantan Erkır, Ersoy'un kıyafetinin gelinlik gibi olduğu vurgusunu yaptı.
Bülent Ersoy'un yanıtı ise şöyle oldu: "Evet ama kocası olmayan gelin!"
Erkır'ın "Gelinlik bir olsun da gerisi gelir zaten" sözlerine Ersoy, "Gelinlik olsun da evvela, buluruz Allah'ın izniyle bir salak" diyerek güldü ve daha sonra da "Estağfurullah" dedi.

YA ÇİŞİNİZ GELİRSE?
Gelinliğiyle ilgili açıklama yapmak isteyen Bülent Ersoy, "Çok kısa zamanda yetişiyor bunlar. Çok zor bu hale gelmesi" dedi.
Bu arada söze giren Armağan Çağlayan'ın sorusu ise herkesi güldürdü. Çağlayan, "Bülent Hanım, çok merak ediyorum, çişiniz gelse ne olacak?" sorusunu yöneltti.
Ersoy, "Yani onu tutabiliyoruz yaşım icabı. Pek, kanallarım daha yerinde" diye konuştu.
Bu arada, gelinliğin Paris'ten son gün yetiştiğini ifade eden Bülent Ersoy, emeği geçenlere de teşekkür etmeyi unutmadı.









Kaynak:Televizyon Gazetesi

Onlar bizi başımızı da açsak, münasip yerimizi açsak da sevmezler...28.08.2009



Armağan Çağlayan, "türbanlı popstar" başlığıyla Alman gazetesinde Çiğdem Özdemir ile ilgili çıkan bir haberi okudu.

Haberin sonunda internet forumlarında çıkan bir iddiayı da okuyan Çağlayan, "Çiğdem Özdemir'in normal yaşımında başının açık olduğu ve yarışmanın reytingini artırmak için yapımcıların para teklifi ile türban taktığı"na yönelik yazıyı okudu.

Bunun üzerine söz alan yarışmanın jüri üyesi Bülent Ersoy, "Ne mutlu ki Müslüman bir ailenin çocuğuyum" diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:
"Benim Müslümanlığım söz de değil özde. Bir tane değil milyonlarca başı örtülü olsa bana onlar Allah'ın birliğini hatırlatmıyor.

Bizim kültürümüz hiç o Hans efendiyi ilgilendirmez. Onlar bizi başımızı da açsak münasip yerimizi de açsak sevmezler. Onun için hiç birbirimizi üzmeyelim. Onlar bizi sevmez, biz de onları sevmeyiz."

Ersoy'un bu sözleri stüdyodaki izleyiciler arasında büyük alkış aldı.

Bu arada söze giren Armağan Çağlayan'ın Çiğdem Özdemir'e "Sizden popstar olmaz. Yanlızca iyi bir şarkıcı olur" sözleri üzerine patlayan Bülent Ersoy, "Bu çocuk uzaydan mı geldi? Biz seçtik bu çocuğu" diye tepki gösterdi.

Yarışmanın jüri üyesi Gülben Ergen ise tartışmaya "Benim için başındaki değil, başının içindeki önemli" dedi.

Kaynak:süperholigan

Bülent Hanım, kıyafet iyi de, ya çişiniz gelirse? -28.08.2009



Popstar Alaturka, bu akşamki yayına ilginç diyaloglar eşiliğinde başladı. Bülent Ersoy, jüri koltuğundaki yerine biraz geç de olsa otururken kıyafetiyle dikkat çekti.
Sahneye biraz geç gelen Bülent Ersoy'u davet eden Osman Tan, "Guiness rekorlar kitabına girdik. Sahneye en geç gelen konuk" diyerek gülüşmelere neden oldu.

Ardından,Bülent Ersoy ağır adımlarla, bir gelinlikle jüride ki yerini aldı.

En ilginç soru ise,Armağan Çağlayan'dan geldi.

"Bülent Hanım, kıyafet çok güzel tamam da, çişiniz gelse n'olacak?" gibi bir soru yöneltti.

Daha sonra Bülent Ersoy, "Henüz böbreklerim çalışıyor. Tutabiliyorum." Diyerek espriye, espriyle cevap verdi.

Gecenin ilk muhabbeti Bülent Ersoy'un çişi oldu!

Kaynak:Sacitaslan.com

Yeni ikoncan - 27.08.2009



Armağan Çağlayan, “Popstar Alaturka”ya, ceket altına giydiği kaprisi ile katıldı


Geçtiğimiz yıl da programda İskoç eteği giyen Çağlayan, “Ceket ille de uzun pantolonla giyilir diye bir şart mı var? Kısa pantolonu seviyorum. Canlı yayında işe ciddiyet katması için üzerine ceket giyip kravat taktım. Marjinal giyinmek hoşuma gidiyor” dedi.

Kaynak:Hürriyet Gazetesi

Yurdumun şöhret delisi gençleri - 25.08.2009

TÜRBANLISI, türbansızı, zengini, fakiri pek çok genç, aynı gelecek hayalleri içinde yüzüyor. Bunların, kaliteli bir iş hayali olduğunu düşünmeyin sakın, hepsi ünlü olmayı kafasına koymuş, ünlü olsun da nasıl olursa olsun. TV'de görünmek en güzeli, kimi ağlıyor, kimi yarışıyor, kimi yılanlarla boğuşuyor, hepsinin hedefinde tanınmış olmak var, birileri onlardan söz ederse, meşhur olacaklar, o zaman da paraya para demeyecekler... Yarışmalardan kâr sağlayan görülmedi, ama ünlü oluyorlar ya, gerisi boş, kimi Semra Hanım gibi sinirlendirerek, kimi ağlayıp sızlayarak, kimi tartışarak üne kavuşup, sonra kendi dünyalarında kayboluyorlar. Kameralar karşısında çırpınır, aşağılanırken, neler kaybettiklerini kimse düşünmüyor. Popstar Alaturka yarışmasında bir türbanlı yarışıyor, kadının örtünmesinin, onu dikkatli ve kötü niyetli bakışlardan korumak için olduğunu unutmuş, kendini göstermeye, sesini dinletmeye, kameraların kendine dönmesine gayret ediyor. Çünkü o da Türkiye'nin yetiştirdiği gençlerden biri, iş aramayı boş ver, sahneye çık, ama ünlü olmak için önce TV'de görün, bir değil, yüzlerce kere, fotoğrafların medyada gezinsin ki, şöhretin iyi olsun! Türbanlısı, türbansızı yarışıyor, diğerleri müzik duydu mu göbek atıyor, kalçalarını en seksi şekilde kıvırtıyor, ünlü olmaya çalışıyorlar. TV manzaraları aslında ülkem gençliğinin manzarası... İllallah dedirtenlerTELEVİZYONDA aynı şeyleri izlemekten bıktım, kış gelirse bunlardan kurtulacağımı düşünüyorum, ama o da gecikiyor... Neler mi beni sıkıyor, illallah dedirtiyor? Kanal D'deki Çok Güzel Hareketler Bunlar bunların başında, ne zaman açsam onunla karşılaşıyorum. CNBCe'de The New Adventures of Old Christine... Habertürk'teki Teke Tek'te Halis Toprak söyleşisi, sohbet programlarının sürekli konuğu haline gelen Zülfü Livaneli, bilimle mi, yoksa dinle mi ilgili olduğu anlaşılmayan "evrim teorisi" tartışması, "açılım" diye başlayan konuşmalar... Bunlar sizi de sıkmadı mı, farklı şeyler izlemek ve duymak istemiyor musunuz?Sevilenler unutulmamışİZLEYİCİNİN vefasız olduğunu söyleyenler yanıldılar, Türk izleyicisi vefasını ispatladı. Cuma akşamı, yayınına bir süre için ara verip tatile çıkan Melekler Korusun yayınlandı ve tüm rakiplerini ezerek, birincilik tahtına oturdu, Var mısın Yok musun da öyle, o da cumartesi-pazarın liderliğini sürdürüyor, araya giren zaman ikisini de unutturmamış. Melekler Korusun'un izlenme yüzdesi yüksek, yüzde 24,6, ardına haber bültenlerini, Aile Saadeti'ni, Popstar Alaturka'yı, 'Sokak Dövüşçüsü'nü, Fear Factor'ü takmış. Var mısın Yok musun da öyle; 'Süpermen'ler, 'Rambo'lar, Es Es dizileri, Hababam Sınıfları ve haberler peşinde... Yenilerin işi zor, gerçekten sevilenler içinse sorun yok, izleyici sevdiğini gerçekten seviyor.Ramazan programlarının durumuTÜRK insanı orucunu tutuyor, ama kanalların hazırladıkları dini programları pek de izlemiyor, çünkü hepsi son anda oluşturulmuş, aceleye getirilmiş... İlk yüzde hangilerinin olduğuna baktım, liste başında yine Star TV'deki Nihat Hatipoğlu var, ama o da geçen yıllara göre gerilemiş. Hatipoğlu'nun yumuşak konuşmaları, sahur programını 20'inci, iftar programını 28'inci yapabilmiş. Ardından 43'üncü sırada TRT'nin İftar Sevinci var... Kanal 7'nın iftar programı 46'ıncı, yine aynı kanalın Sahur Duası 50'inci... Berberakis ders versinTÜRKÇE'NİN günbegün bozulduğu, habercilerin bile yanlış Türkçeyle konuştuğu günümüzde Atina'daki yangın nedeniyle NTV, durmadan Stelyo Berberakis'e döndü... Berberakis haberi güzel bir Türkçeyle verdi, bugün unutulan Türkçe sözcükleri bile kullandı, haberi anlaşılır ve sadeydi, öyle bir İstanbul Türkçesi kullanıyordu ki, zevkle dinledim. Aklıma, Berberakis'in yılın birkaç ayını Türk gençlerine Türkçe öğretmeye ayırsa düşüncesi takıldı!

Kaynak:Tercüman Gazetesi - TUNA SERİM

Şükür kavuşturana - 25.08.2009

Popstar Alaturka altıncı yılına Fox'ta girdi. Doğrusu yarışmanın Ramazan'da başlamasını sevdik. Dini vecibelerini yerine getirenlere yeterince program var. Osmantan Erkır'ınki de, kimilerine ilaç gibi geldi, Selçuk Tekay Orkestrası aynı; 'Koşturmaya devam ediyor'. Ayşe Egesoy, 'Nerde kalmıştık' havasında. Özel gösterimle övülen Orhan Gencebay ile Ebru Gündeş'in boşlukları Metin Akpınar ve Gülben Ergen tarafından doldurulmuştu. 'Grafon kağıdı tuvaletli', Ağır Topumuz Bülent Ersoy 'Geliyorrr' anonsuna rağmen, her zamanki gibi bir türlü gelemedi. Mübarek 'Ağır çekim film'. Acaba Yataş'ta da öyle mi? Armağan Çağlayan, pantolonunun boyunu kısaltırken, saçını at kuyruğuna çevirip uzatmıştı.

Haberin Devamı...

http://www.aksam.com.tr/2009/08/25/yazar/14014/burhan_ayeri/sukur_kavusturana.html

Kaynak:Akşam Gazetesi - Burhan Ayeri

Demokratik platform ve çok seslilik şovu - 25.08.2009

Tartışmanın alevli zamanında 'türban'ı meşrulaştırmanın çağdaş yolu olarak, etnik hürriyetler ve cinsiyet özgürlüğü ile kol kola yürümesi yolunda ekilenlerin biçilme zamanı nihayet geldi. Açılım trendine giren ülkemizde, Popstar Alaturka'nın 'türban açılımı' hafta sonu ekranlarının en reytingli hadisesi oldu.12 yaşından beri sahnelerde olan türbanlı popstar adayı, Erzurumlu '106 Çiğdem', durumunun anlayışla karşılanması karşısında minnettar oldu jüri üyelerine ve yapım ekibine. Ne de ironiktir ki; anlayışla karşılanma konusunda çok daha zorlu yollardan geçmek zorunda olan transseksüel bir divanın bulunduğu jüriye sunuyordu türbanlı aday, dokunaklı teşekkürünü. Öyle ya, cinsel tercihinde özgür olmaktan bile meşakkatli bir konu artık, inancına göre giyinme özgürlüğü (o giysiyle üniversiteye gidebilme, kamusal alanda çalışabilme, hatta Nişantaşı-Cihangir cafelerinde oturabilme özgürlüğü)... Maalesef ki Ahmet Hakan'ın yücelttiği kadar mutluluk verici gelmedi söz konusu 'anlayış' tablosu bana. Haberin Devamı...http://www.aksam.com.tr/2009/08/25/yaza ... _sovu.html

Kaynak:Akşam Gazetesi -Sevim Gözay

Armağan'ın diz kapakları - 25.08.2009

Bu yıl FOX'a transfer olan Popstar Alaturka'dan bizim köşeye yine çok ekmek çıkacağa benziyor... Ne yalan söyleyeyim, ben de Popstar Alaturka yazmayı özlemişim yani... Dekor güzel, ışıklar temaya uygundu. Ortamın estetiğini bozan tek görüntü Armağan Çağlayan'ın diz kapaklarıydı. Daha önce de etekle jüri koltuğuna oturan "Aykırı Adam" yine yaptı yapacağını ve kısa pantolonlu takım elbisesiyle ilgi odağı haline gelmesini bildi. Önümüzdeki yarışmalarda Armağan'ı boxer ya da sliple görür müyüz, orasını tahmin etmek zor!.. Bu arada aynı tür gömleği giydiği Osmantan Erkır'la pişti olması da gözümüzden kaçmadı. Ayşe Egesoy'un kolundaki kocaman ayyıldız, gündeme bir gönderme miydi, bilemedik... Bülent Ersoy ise söylendiği gibi gençleşmiş... "Cenine" yandığımın dünyası... Para, zamanı bile durduruyor işte...

Haberin Devamı İçin...

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/aytug/2009/08/25/armaganin_diz_kapaklari

Kaynak:Sabah GAZETESİ -Yüksel Aytuğ

Bu yarışmadan popstar çıkmaz - 25.08.2009

Fox'ta başlayan Popstar Alaturka yeni sezona yine olaylı girdi. Bu kez herkesin dikkati 'türbanlı' popstar adayı üzerine odaklanmıştı. Hemen gazetelere haber oldu. Herkes böylelikle 'Popstar Alaturka'nın başladığını ve kanal değiştirdiğini öğrendi. Zira Osmantan Erkır'dan bekleneceği üzere sıkı bir pazarlama taktiği güdülmüştü. Kazanlar kaynadı ve beklenen soru meslektaşlarımın kalemlerinden birer birer döküldü; 'Türbanlı popstar olur mu?' Şimdi bu konu tartışılır mı? Neden olmasın... Zaten birçok konuyu tartışmaya açmaya alışkınız. Ne de olsa son zamanlarda 'açılım' toplumu olmuş durumdayız. Ehh bir de 'popstar açılımı'mız olmuş olur böylelikle... Bir kısmımız neden olmasın türbanlı popstar derken, bir kısmımız olur mu canım türbanın asıl amacı kendini Allah yoluna sevk edip, dikkat çekmemek değil mi, diye karşı çıkabilir. Durumun aleyhinde ve lehinde alternatif neden-sonuç ilişkileri de kurulabilir. Ancak işin özüne bakacak olursak, şunu sormak gerekir; 'Siz hiç bu yarışmadan çıkan ve kalıcı olan bir popstar gördünüz mü?' Vallahi bu sorunun cevabı net; 'Ben görmedim, göreni de görmedim.' İşte bu sebeple tartışılacak, endişe edilecek, kuralları bozacak bir durum yok ortada. Sıkılmayın arkadaşlar zaten bu yarışmanın sonunda 'türbanlı popstar' değil, 'popstar' bile çıkmaz...

Kaynak:Takvim Gazetesi - Nilgün K.Tahmaz

Bu da Bülent Ersoy'un açılımı - 24.08.2009



Ünlü sanatçı Bülent Ersoy, Pop Star yarışmasına katılan türbanlı sanatçıya işte bu sözlerle sahip çıktı.
HÜRHABER/ Fox TV'de Cuma akşamları ekranlara gelen Alaturka Pop Star yarışması ilginç bir olaya sahne oldu. Yarışmaya başı kapalı olarak katılan Çiğdem gecenin en çok kendinden söz ettiren adayı oldu.

Sahneye çıkmanın bir şov işi olduğunu söyleyen Alaturka Pop Star yarışması juri üyesi Armağan Çağlayan, Çiğdem'e bazı sorular sordu.

İşte Armağan Çağlayan ile Çiğdem'in diyaloğu...

Armağan Çağlayan: 11. kez Popstar yapılıyor. İlk defa başı bağlı bir hanımefendi burada şarkı söylüyor. Hiç kimsenin şarkı söylemesine bir itirazım yok. Her tavırda her halde her kılıkta şarkı söylenebilir. Ayrıca ben üniversiteye veya herhangi bir eğitim kurumuna bir insanın türbanla alınmamasını hiç anlamıyorum. Bence eğitim özgürlüğü sonsuzdur. Ama bunun üzerine size bazı sorular sormam gerekiyor. Mesala bu yarışmaya niye geldiniz? Bu yarışmanın sonunda ne olmayı umuyorsunuz, niye geldiniz?

Çiğdem: Türküler benim hayatım. Ben türkü söylerken mutlu oluyorum ve türk paylaşıldıkça güzel olduğunu düşünüyorum.

Armağan Çağlayan: Bu iş biraz da sahnede şov işi...

Çiğdem: Kaset çıkarma imkanım olabilirse insanlara sesimi duyurabilirim. Elimden geldiği kadar insanlara sesimi duyurmaya çalışırım...

HERKES İSTEDİĞİ GİBİ SÖYLER

Alaturka Pop Star yarışmasının bir diğer jurisi Bülent Ersoy ise herkesin müzikle uğraşmaya hakkı olduğunu belirtek şöyle konuştu:

Bülent Ersoy: Demokratik platformlarda malumunuz veçhiyle çok seslilik vardır. Biz burada lütfetmiyoruz esasında. Bunun böyle olması da gerekir. Eğer gerçek manada demokrasi anlayışı içimize hükmediyorsa biz bunu özümsemiş ve benimsemişsek bu böyle olmalı. Benim savaşım hep bu. Herkesi daha doğrusu hiç kimseyi kendi anlayışları kendisine çizmiş olduğu rota vesair vesair duyguları ve düşüncelerinden ötürü kısıtlayamayız ve eleştiremeyiz. Ancak bu bir tek güce yakışır. O güç de yüce Allah-ü Teala'dır. Ancak bizleri o sorgular ve biz de ona hesap veririz. Çocuğum sizin buradaki duruşunuz başı örtülü bir anlayıştaki kişiliğin de şarkı söyleyebileceğini kanıtladınız. İlla ki şarkı söylemek ve emisyon yapmak için çok açık giyinmeye veyahut da gerdan kırmaya hal ve tavırlar içinde olmaya gerek yoktur. Eğer Hak Teala şunu (gırtlağını göstererek ses yeteneğini kastediyor) nasip etmişlerse insanlar bunu kullanır ve en güzel şekilde sergilerler. Halkın da takdir ve taltiflerine mazhar olurlar...

Kaynak:Hür Haber

Kimler şarkı söyleyebilir! - 24.08.2009

Popstar Alaturka'yı yeni kanalı Fox'ta izledim. Yarışmacılardan biri türbanlıydı. Şarkısını söyledi, sıra jüri üyelerinin değerlendirmesine geldi. Armağan Çağlayan kesinlikle kıyafete karışmadığını, karşı olmadığını vurguladı. Hatta herkesin eşit eğitim hakkını savundu, sonrasında ilginç bir soru yöneltti; “Bu yarışmadan sonra ne olmayı bekliyorsun?” diye..
Çok düşündüğüm bir soruydu… Popstar'ın seçildiği yarışmada ne olacaktı? Birinci olursa Popstar mı?
Yarışmacının bin kere düşünmesi gereken bir soruydu. Ben uzun süre düşündüm bunu…
Armağan Çağlayan “Türkiye'de herkes şarkı söyleyebilir, ne giydiği önemli değil” şeklinde bir cümle kurdu. Bu açıklama da bir başka duyguya itti beni. 21.yüzyılda hâlâ neredeydik. Türkiye'de herkesin şarkı söyleyebileceğini konuşma ihtiyacı duyduğumuz kadar gerici bir dönemin içindeydik hâlâ…
Tabii ki isteyen herkes şarkı söyleyebilir. Ancak bunun kamuoyuna ekranlarda açıklanmasını gerektirecek bir ülkede yaşıyor olmak utanç verici geldi bana…
Haberin Devamı ...
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=18245&y=BekirHazar

Kaynak:Tercüman Gazetesi - Bekir Hazar

“Bülent Ersoy kapris yaparsa kaprisle karşılık veririm” -24.08.2009



“Bülent Ersoy kapris yaparsa kaprisle karşılık veririm”

“Popstar Alaturka”ya stil danışmanlığı yapacak olan ünlü stilist Ricardo Martinez Paz:

Bugüne kadar Carla Bruni, Sophie Marceau, Catherine Deneuve ve Monica Bellucci gibi sanatçıların stil danışmanlığını yapmış olan ünlü Arjantinli stil ve imaj danışmanı Ricardo Martinez Paz, ağustos sonunda Fox TV’de yayımlanacak “Popstar Alaturka”nın da kadın jüri üyelerini giydirecek; yani Bülent Ersoy ve Gülben Ergen’i. Paz bunun dışında bütün fotoğraf çekimlerinde bulunacak ve jürinin erkek üyeleri Metin Akpınar ile Armağan Çağlayan’la da ilgilenecek.

Paz farklı görünmeyi seviyor. Fotoğraf çekimine başlamadan önce siyah ayakkabılarını çıkarıp altın sarısı ayakkabılarını giymeyi de ihmal etmiyor...

Bülent Ersoy’a danışmanlık yapmak kolay değil. Her şeyi beğenmez...

Bülent Ersoy’la henüz tanışmadım. Fotoğraflarını görme fırsatım oldu sadece. Ama tarzını çok farklı buldum. Hikayesini çok sevdim. Böyle değişik, farklı bir kişiyle tanışacak olmam beni çok heyecanlandırdı. Kendisinin çok hoş ve enteresan bir insan olduğunu düşünüyorum. Onunla tanıştıktan sonra ne giyeceğine birlikte karar vereceğiz. Tanışmamızı sabırsızlıkla bekliyorum. Kaprisli ve zor bir insan olduğu söyleniyor. Ama ben zor insanlarla çalışmaya alışkınım. Hiç sorun değil.

Kaprislerle nasıl baş ediyorsunuz?

Kaprise kaprisle karşılık veriyorum, olay bir şekilde çözümleniyor. Aslında gerçek anlamda kapris yapmıyorum. İşi şakaya vuruyorum ve sorun çözülüyor. Ben çalışması çok kolay, uyumlu bir insanım. Zorluk çıkarmam.

Bülent Ersoy renkli olmayı sever. “Size mavi daha çok yakışır” gibi önerilerde bulunacak mısınız mesela?

Hayır. Sanatçıların imajına, kişiliğine çok saygı duyarım. Bu nedenle “Tarzımdan vazgeçmem” gibi tavırlarla karşılaşmadım hiç. İnsanları değiştirmeye değil, geliştirmeye çalışıyorum. Kendini iyi hissettiği stili koruyorum.

“Jane Birkin’i çok beğenirim, Paris Hilton berbat”

Gülben Ergen’i nasıl buluyorsunuz?

Çok güzel ve samimi. Geçen gün tanıştık. Ne istediğini iyi biliyor. Ona Paris’ten birkaç payetli giysi getirdim, kendine birkaç etek ve mini elbiseler seçti. Onları deneyecek.

Ona hangi rengi daha çok yakıştırıyorsunuz?

Pembe ve gümüş tonları bence çok uygun. Bir şarkıcı gibi görünmeyecek programda. Zaten bunu kendisi de istemiyor. Jüri üyesi olarak daha kadınsı ve şık giysiler giyecek.

Fox TV ile bir araya gelmeniz nasıl oldu?

Beni yeni yayın dönemi reklam kampanyalarının çekimi için düşünmüşler. Bağlı olduğum prodüksiyon şirketi de bu kampanya için çalışıp çalışmayacağımı sordu. Bir anda kendimi Fox stüdyolarında buldum. Bu çekimin ardından bana “Popstar Alaturka” programından söz edildi. Şu anda o çekimin hazırlıklarına başladık.

Daha önce Türk sanatçılarla çalıştınız mı?

Hayır. Türkiye’ye ilk defa geçen yaz geldim, büyülendim. Türk sanatçıları tanıma fırsatım olmadı. Ama Türkiye’deki kadınlar çok hoş, modayı da yakından takip ediyorlar.

Çalışması en zevkli sanatçı kim?

Charlotte Gainsbourg. Estetik anlayışı beni etkiliyor.

Carla Bruni ve Monica Bellucci dışında başka kimlere stil danışmanlığı yaptınız?

Jane Birkin, Sophie Marceau, Gerard Depardieu, Charlotte Gainsbourg, Emmanuelle Beart, Vanessa Paradis, Mireille Darc, Valeria Bruni-Tedeschi... Özellikle Jane Birkin’in tarzını çok beğenirim.

Kimlerin tarzı berbat?

Paris Hilton’un.

“Kadınların sade ve şık olmalarını seviyorum”

Stil danışmanlığına nasıl başladınız?

Arjantin’in çok ufak bir köyünde, Pringles’ta doğdum. Buenos Aires’te konservatuvarda tiyatro eğitimi aldıktan sonra Fransa’ya yerleştim. Paris’e geldiğim ilk yıllarda zamanın önde gelen fotoğraf ajansı Sigma’da çalıştım. 15 yıldır da serbest çalışıyorum. Dünyanın dört bir yanından ünlülerin gösteri, açılış, konser ya da reklam kampanyalarında stil ve sanat danışmanlığı yapıyorum.

Modaya hep meraklı mıydınız?

Evet. 10 yaşlarındayken bir gün kendimi annemin odasında çekmecelerini karıştırırken buldum. Dokunduğum kumaşlardan aldığım keyfi çok net hatırlıyorum. Özellikle de annemin paket içinde, hiç giyilmemiş sarı elbisesine dokunduğumda tüylerim diken diken olmuştu. Bu, ipek şantuk bir kumaştı. 14 yaşındayken de Life dergisinde bir Audrey Hepburn röportajı okumuştum. Ondan sonra imaj yaratmak konusunda hiç durmadım. Kendime has bir karakter oluşturdum ve enerjim beni bile hep şaşırttı. 20 yaşında doğdum, hâlâ da kendimi 20 yaşında hissediyorum.

Kadınların özellikle ne tarz giyinmesinden hoşlanırsınız?

Sade ve şık. Beğendiğim tasarımcıların başında ise Alexis Mabile ve Gareth Pugh geliyor.

Kaynak:Milliyet Gazetesi

Türbanlı pop star olur mu? 24.08.2009

Burnuma buram buram reyting kokuları geliyor sayın seyirciler. Bu hafta sonunu evimde televizyon ve kitaplarımla geçirdiğimden, uzun zaman sonra 'prime time'a hakimim. Diziler, filmler, yarışmalar ne varsa sorun, şıp diye cevaplayayım. Cuma gecesi ne göreyim, FOX'ta 'Popstar Alaturka' başlamış. Jüri kadrosu yıkılsın. İkizlerine yeni kavuşan fıstık anne Gülben Ergen, Türk Sanat Müziği gurusu Metin Akpınar, gecede 500 kere 'Allah' deme rekoruna sahip ablamız Bülent Ersoy ve şortuyla, sert sorularıyla Armağan Çağlayan. Sunucumuz yine Osmantan Erkır.

Haberin Devamı İçin ...

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/ozyilmazel/2009/08/24/turbanli_pop_star_olur_mu

Kaynak:Sabah Gazetesi- Ayşe Özyılmazer

Popstar Alaturka'da türban açılımı - 23.08.2009


Bülent Ersoy ve Armağan Çağlayan’ın jüri koltuğunda oturmaya devam ettiği yarışmanın ilk gecesinde renkli sahneler yaşandı. Yarışmada en çok ilgi çeken ise Popstar Alaturka’nın ilk türbanlı yarışmacısı Çiğdem Özdemir oldu. İşte geceden notlar:* Metin Akpınar’ın Gülben Ergen’i sık sık gülme krizlerine soktuğu ilk gece Bülent Ersoy yine farkını ortaya koydu. Vatan'daki habere göre Ersoy, diğer jüri üyeleri normal mikrofon kullanırken, swarovski taşlarla süslü özel mikrofonu ile yarışmacılarla konuştu. Armağan Çağlayan’da kısa pantolonu ile dikkat çekti.* Yarışmacılar arasında en büyük ilgiyi Bursa’da özel bir hastanenin danışmasında çalışan türbanlı yarışmacı Çiğdem Özdemir topladı. Popstar Alaturka’nın ilk türbanlı yarışmacısı olan Özdemir’e, Bülent Ersoy 10 üzerinden 10 puan verdi. Özdemir, Armağan Çağlayan’ın ‘Yarışmayı kazanırsan içki içilen bir klüpte şarkı söyleyebilir misin?’ sorusuna ‘Hayır, amacım albüm yapıp sesimi duyurmak’ cevabını verdi. Özdemir, Gülben Ergen’in “Küçük yaştan beri türkü barlarda sahneye çıktığını duyduk” hatırlatması üzerine “12 yaşımdan beri türkü barlarda şarkı söylüyorum” dedi.* Osmantan Erkır’ın eski sevgilisi Ebru Gündeş’ten boşalan jüri üyeliğini üstlenen Gülben Ergen, ‘Ben kimsenin yerini doldurmaya gelmedim. Ebru Hanım’ın yerini doldurmak diye bir şey yok. Zaten ilk Popstar’da bana bu teklif yapılmıştı. O dönem işlerimin yoğunluğu nedeniyle kabul edememiştim “ dedi. Ergen, ’Bülent Ersoy ile anlaşabilecek misiniz?’sorusuna da ” Bülent Hanım benden çok büyük, çok tecrübeli ve çok bilgili. Şakalaşabiliriz ama tartışmak gibi bir şey söz konusu olamaz “ yanıtını verdi.
Kaynak:Habertürk

Açılımın neyini mi destekliyorum? -22.08.2009

Dİyorlar ki: “Birader, ortada bir metin yok... Hükümetin bir görüşü yok... Bırak yol haritasını, bir adres tarifi bile söz konusu değil... E peki sen şuursuzca neyin peşine takılıyorsun? Neyi destekliyorsun?”
Son günlerin bu en kritik sorusuna cevabımı veriyorum:
* * *
Çözümün ihtimaline bile hasta oluyorum, sonsuz desteğim o ihtimaledir...
İradeyi, arayışı, çabayı destekliyorum...
Yola çıkılış amacını destekliyorum...
Beraberce bir yol bulma teklifini destekliyorum...
“Analar ağlamasın” sözünün büyüsüne kapılıyorum, saflığım bundandır...
“Dağlarında kan akmasın memleketimin” temennisinin sihrine kapılıyorum, şuursuzluğum bundandır...
Umudu destekliyorum...
Uğursuzca şom ağızlılık yapmak yerine şuursuzca umutlu olmak istiyorum.Eski nakaratları tekrarlamak yerine yeni şeyler söylemek istiyorum...
“Dağa çıkma” türküleri söyleyip kahramanlık taslamak yerine, cesaretimi çözümün peşinden koşarak kanıtlamak istiyorum...
Ortada bir metin falan yokken “Desteğim sonsuzdur” dememin gerekçesi bunlardır...

Orucu bozan şeyler

BİR: İslamcı gazeteci ayağına yatıp Cihangir’de bira yuvarlayarak riyakârlık yapmak...
İKİ: Ramazan mübarek günde hasetten çatlayıp fitne fesat çevirmek...
ÜÇ: Başka gazetenin patronuna “Bunlar seni tasfiye edecek / At bunları” diye mektup yazmak...
DÖRT: İhale peşinden koşup “Biraz da biz zengin olalım” demek...
BEŞ: Yüzüne karşı gık bile denilemeyen insanların arkasından bolca gıybet yapmak...
ALTI: Okunduğunda “İslam nefret dinidir” sonucuna vardıran “İslami gazete” çıkarmak...

Beklenen Mehdi hangisi olabilir?

TAYYİP ERDOĞAN: Açılım işini halledip yüzde 50’nin üzerinde oy alırsa kendisi ne yapar bilmem ama yandaşlarının kendisini “Beklenen Mehdi” ilan etme ihtimali hayli yüksektir.
ADNAN OKTAR: Yolunu yapmıştır... Taşları döşemiştir... Bu fikre kamuoyunu alıştırma temrinlerini gerçekleştirmiştir... “Beklenen Mehdi” iddiasıyla yola çıkacak, kendisine ilk inanan da Oktar Babuna olacaktır.
NECMETTİN ERBAKAN: “Hoca’ya sadakat şerefimizdir” diyen Saadet tabanının, “gecikmeli Mehdi” olarak Erbakan Hoca’yı aday çıkarma ihtimalini de küçümsemeyelim...
FETHULLAH GÜLEN: Mehdiliğini ilan ederse takipçi bulmakta hiç zorlanmayacak bir isim... Sanırım bu durumda “Deccal” olma görevi Hikmet Çetinkaya’ya, “dabbetülarz” olma görevi de Ergenekon zanlılarına düşecektir.

Türbanlı popstar

Geçen akşam “Popstar Alaturka” yarışmasının ilk bölümünde “türbanlı popstar adayı”nı görünce gülümsedim.
Çünkü bu çorbada benim de tuzum vardı.
Şöyle ki:
Üç hafta önce Bodrum’da turlarken Osmantan Erkır aradı.
Dedi ki:
“Ahmet Bey, bizim yarışmaya türbanlı bir kız başvurdu... Sesi çok güzel... Elemeleri geçti... Biz yarışmaya katılmasından yanayız... Ama nasıl bir tepki yaratacağını kestiremiyoruz... Siz ne dersiniz?”
Kendimi bir an “sosyolojik müftü” gibi hissettim...
Ve fetvayı verdim: “Caizdir, caizdir... Belki her iki kesimin aşırı uçlarından biraz tepki gelir ama sonuçta orta yoldan giden geniş kitle bu işi yadırgamaz...”
Geçen akşam ekranda türbanlı adayı görünce sevindim tabii...
* * *
Ama asıl sevinci, jüri üyelerinin, yani Bülent Ersoy, Armağan Çağlayan, Gülben Ergen ve Metin Akpınar’ın sergiledikleri demokratik tutum karşısında yaşadım.
Dört jüri üyesi de “türban karşısında sergilenmesi gereken insani tutum”u ortaya koydular ve “Demokratik toplumlarda farklılıklar olacaktır” dediler.
Helal olsun vallahi...

Kaynak:Hürriyet Gazetesi - Ahmet Hakan

Armağan Çağlayan'dan başörtüsü açılımı - 22.08.2009




Popstar olarak onbirincisi Popstar Alaturka olarak sekizincisi olarak gerçekleştirilen programa başörtüsü ile katılan sanatçı adayına Armağan Çağlayan'dan destek geldi.Popstar olarak onbirincisi Popstar Alaturka olarak sekizincisi gerçekleştirilen programa başörtüsü ile katılan sanatçı adayına Armağan Çağlayan'dan destek geldi.Çağlayan başörtüsü ile bu işi yapmanın zorluklarına dikkat çekse de başörtüsünün hiç bir şeye engel olmaması gerektiğinin altını çizdi. Çağlayan özellikle de üniversitelerde başörtüsü yasağını anlayamadığını ve bu yasağın kesinlikle kaldırılması gerektiğini söyledi. Çağlayan'ın bu sözlerinden sonra söz alan Bülent Ersoy da "Başı örtülü de şarkı söyleyebilir. Demokratik ülkelerde bu böyle olur" diyerek Arman Çağlayan'a destek verdi ve başörtülü sanatçı adayına 10 puan verdi.Kaynak:Moralhaber.net

Kaynak:moralhaber.net

ARMAĞAN ÇAĞLAYAN’IN TÜRBAN KORKUSU! - 22.08.2009


Vaaayyy Armağan vayyyy… Sen bu Hallere düşecek adam mıydın? Bir gün senin için televizyon seyrederken “ayıptır yahu sana bu döneklik yakışıyor mu” diyeceğimi hiç düşünmezdim.
Armağan Çağlayan’ın Türban Korkusu!
Vaaayyy Armağan vayyyy… Sen bu Hallere düşecek adam mıydın?
Bir gün senin için televizyon seyrederken “ayıptır yahu sana bu döneklik yakışıyor mu” diyeceğimi hiç düşünmezdim.
Benim tanıdığımı sandığım Armağan Çağlayan adaletli bir herifti! Ama dün gece, FOX TV ekranlarında yayınlanan Popstar Alaturka yarışmasında Armağan Çağlayan tek kelime ile kendini bitirdi.
Yahu sen bu kadar vicdansız bir adam olamazsın….
Armağan Çağlayan bir yarışma programında kendini “Büyük Türk Düşünürü” zannedip alakasız bir yerde, hiç üzerine vazife değilken, hiçbir gereği yokken, “Eğitim özgürlüğüne inanıyorum, kızlarımız üniversiteye türbanla girebilmeli” diyerek siyasi bir konuya el atmış oldu.
Adama sorarlar o görüşlerini açıklamak için bu yarışma yerimi, Ayrıca konuyla ne alakası vardı o anda?
Hayrola bu mesaj kime neden?
Armağan’ı tanımasam hükümete yalakalanıyor, acaba yapım şirketinden TRT ya da yandaş medyaya program pazarlamak için mi bunu yapıyor diyeceğim. Ama Armağan’ı tanıdığım kadarı ile bu kadar düşürmez kendini.
Fakat söylüyorum Armağan’ın girmesi gereken bir konu değildi.
Popstar Alaturka’da bir ilk yaşandı. Türbanlı yarışmacı Çiğdem Hanım sahnede… O zehir zemberek dilli Armağan’ın karşısında… Ben zannediyorum ki Armağan kükreyecek…
Nerdeeeee… Kediye döndü resmen, Pıtsı, ürktü, korktu…
Tam “Tabii devir değişti Armağan da değişti” olayı.
Ahmet Kaya’nın şişman yeğeni Simge Bağdatlı’yı cümleleri ile yerden yere vuran, “bu star yarışması sen bu görüntünle star olamazsın, sahne de şöyle olmak gerekir, böyle olmak gerekir” diyerek yüzlerce maddeyi ardı ardına sıralayan Armağan Çağlayan’ın dili tutulmuş sus pus.
Ne bu Türban Korkusu Armağan…
Ne bu çifte standart (arkadaşım olmazsan iki yüzlülük diyeceğim)
Sana yakıştı mı sus pus kalman? Hani siz Star arıyordunuz Armağan, hani sahnede gerekenler, hani duvara asılacak poster kişilikler?
Geçmiş 11 yarışmada yaptığını bırakmadığın 220 yarışmacının ahını almıyor musun?
Türbanlı yarışmacıdan Popstar olmaz Armağan, sen tırsıyorsun ama ben söyleyeyim OLMAZ!
Ya ilk yarışmada öyle acımasız ama doğru eleştiriler yapmayacaktın ya da karşına Türbanlı bir yarışmacı geldiğinde yine doğru konuşacaktın…
Açacaktın bayramlık ağzını, bu bir Popstar yarışması, biz star arıyoruz, sahnede şöyle giyinmen gerekir bu Show Biz naralarını sıralaman gerekiyordu.
Neyse çıkıp “ya devir değişti benim fikirlerim de değişti” demen gerekiyor. Ya da “ben bundan önceki tüm yarışmacılara haksızlık yapmışım söylediğim her şey yanlışmış özür dilerim” demen gerekiyor. Ama yine de sen bilirsin güzelim.
Sadece bu güne kadar senin her cümlenin arkasında durmuş biri olarak söylemem gerekir ki; KORKUNÇ bir duruma düşürdün kendini…
Geçmiş Olsun…

Kaynak:Tunç Erden Yakar / Turuncutime.com

BİR EKRAN KLASİĞİ!..22.08.2009



Televizyonlar yeni yayın dönemlerine henüz başlamadı.
Ama, FOX TV, geçen yıl STAR TV’de yayınlanan reyting rekorları kıran, Osman Tan Erkır’in hem sunuculuğunu, hem de yapımcılığını yaptığı “Pop Star Alaturka” programı ile hızlı bir giriş yaptı.Osman Tan Erkır akıllı işler yapıyor.Yeni sesler, yeni yüzler insanları ekrana bağlıyor.Tabii önemli unsurlarda olması lazım…Geçen yıl ki, jüriden geriye kalan iki kişi vardı bir gece önceki Pop Star’da…Bülent Ersoy ve Armağan Çağlayan…Orhan Gencebay ve Ebru Gündeş bu kez jüri koltuğunda yoklardı.Onların yerine Türk Tiyatrosunun önemli isimlerinden Metin Akpınar’ın olması bence bir hayli önemli… Metin Akpınar’ın müzik bilgisini de bir fiil görmüş olduk ki, çok “ben müzisyenim” diyenden bir hayli fazla…Gülben Ergen ise; Bildiğimiz Gülben… İkiz annesi olduktan sonra bir anda formunu muhafaza etmesini bilmiş, gözlerimiz üç çocuk annesi olarak güzel bir hanım gördü diyebiliriz.Bülent Ersoy’u bi daha anlatmak gerekmez.Onun müzik bilgisi, hocalık durumu bir hayli engin… Özellikle, Türk Sanat müziğinde kimse eline su dökemez bu biline…Program da iyi sesler izledik. Ertesi günü reytinglere baktığımızda pop star dördüncü olmuş…Bide, programın tam ortasında ana haberlerin girmesi, reytingler de illaki etkili olmuştur.Yoksa daha yukarılarda olurdu inanın…Bülent Ersoy’un renkli kişiliğinde ve müzik bilgisinde ki izlenimlerini seyretmek insanların hoşuna gidiyor.Kıyafeti ve şakaları ile bezenen programın izlenmesinde en önemli pay şüphesiz Bülent Ersoy’un…Ve, yanında Metin Akpınar oluşu da programa ayrı bir renk katmış…Bide genç seslerin fazla oluşu insanları ister istemez ekran başına çekiyor.Programın ilk günü oluşunu ve programın arasına giren yaklaşık bir saat süren ANA HABERLER için verilen arayıda unutmamak gerek, haftalar ilerledikçe, Bülent Ersoy’un keyfi daha da yerine gelir ve raytingler daha da yukarılar çıkar diyorum.
Kaynak:sacitaslan.com

İLGİNÇ BENZERLİK - 22.08.2009


'Popstar Alaturka' programının yeni yeteneklerinden Özlem, Türkan Şoray'a olan benzerliğiyle dikkat çekti...
Dün akşam Fox TV ekranlarında yeniden yayınlanmaya başlayan "Popstar Alaturka" programının yeni yeteneklerinden Özlem en az güzel sesi kadar Türk Sineması’nın sultanı Türkan Şoray’a olan benzerliğiyle de dikkat çekti...
Armağan Çağlayan, Özlem’den kendi aralarında "Türkan Şoray" olarak bahsettiklerini söylerken; Özlem kendisini Türkan Şoray’a benzettikleri için jüri üyelerine teşekkür etti..
İzlemek için haberin videosuna tıklayınız..


Kaynak:sacitaslan.com

PANTOLONU GÖSTEREN ÜTÜDÜR ÇAĞLAYAN! 21.08.2009


FOX TV geçen STAR TV’de yayınlanan Pop Star alaturkayı kendi ekranlarına çekmiş…
Osman Tan Erkır’ın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği bu program genç isimleri gündeme getiriyor. Ne de güzel sesler geliyor ekrana…Jüri bu kez yeniliğe uğramış…
Yapımcı ve sunucu kardeşimizin sevgilisi, Ebru Gündeş ve Tarih hocası Orhan Gencebay yoklar.
Ama, yeni yüzleri çok beğendim…
Kendisini sevmem sesini beğenmem ama Gülben Ergen yakışmış oraya…
Metin Akpınar’ın olması muhteşem, Alaturka musiki bilgisi ve sohbeti sabahlara kadar zevkle dinlenecek bir şahsiyet…
Bülent Ersoy, musiki bilgisi ve tecrübesi ile önemli bir değer, fazla söze gerek yok
Ama,geçen senelerden kalan şu Armağan Çağlayan denen arkadaşın tavırları ve hareketleri insanı zıvanadan çıkarıyor.
Bu adama birileri bazı şeyleri öğretsinler ne olur.
Yayına kısa pantolon ve o kadın mı erkek mi belli olmayan saçları ile ne düşünerek çıkmış acaba?
Arkadaş programın ilk günün ilk saatleri Ramazan’ın ilk kutsal saatleri idi…
Böyle kısa pantolonla, alay eder gibi insanların karşısına çıkmak hoş muydu kardeşim?..
Sadece reyting yapabilmek için bu gibi adamları ekrana çıkartmayın.
Bu adama, gerçekten bölüm başına 25 bin tl veriyorsanız çok yazık!..
Program o genç yeteneklerin görüntüleri ve sesleri bu programa hava veriyor zaten…
Mübarek bir günde böyle kısa pantolonla seyircilerin önüne çıkmak bence saygısızlığın daniskasıdır… Diğer jüri üyelerinin durumları bir hayli düzgünken bu adamın oturuşu, kıyafeti ve hali, tavrı sıkıntı yaratıyor.
Çağlayan dedim ya, pantolonu gösteren ütüdür!.
Lütfen güzel bir pantolon giy de karşında ki insanlara biraz olsun saygılı davran!


Kaynak:Sacit Aslan.com


‘İkoncanlar’ı ağlatırdım’ 19.08.2009



Popstar yarışmasının sivri dilli üyesi Armağan Çağlayan yine çarpıcı açıklamalar yaptı. Armağan Çağlayan "İkoncanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusunu bakın nasıl cevapladı: İlgi çekmek istiyorlar. Arka sayfa güzelleri.. Yoksa İvana Sert’in, Eda Taşpınar’ın ne giydiği kimsenin umurunda değil. Mayoları falan çok komik, çok da zevksiz. Öyle Popstar’a çıksalar, onları ağlatırdım herhalde.

Kaynak:Gazete Şok

PHOTOSHOP'LU JÜRİ - 12.08.2009

Popstar'ın yeni jürileri inceldi..Yapımcılığını ve sunuculuğunu Osmantan Erkır'ın yaptığı "Popstar Alaturka", önümüzdeki haftadan itibaren FOX TV'de ekranlara gelecek. Ebru Gündeş ve Orhan Gencebay'dan boşalan jüri üyeliğine Gülben Ergen ile Metin Akpınar gelmişti. Geçtiğimiz hafta yeni jüri üyeleriyle fotoğraf çekimi yapıldı. Yeni jüri üyelerinin fazla kiloları dikkat çekti. Bülent Ersoy 90, Gülben Ergen 70, Metin Akpınar 135, Armağan Çağlayan ise 80 kilo. Ünlülerin fotoğrafları, daha zayıf görünmeleri için photoshopla değiştirildi.

Kaynak:Posta Gazetesi


Yarışmalar her zaman iş yapar - 08.08.2009

Henüz 38 yaşındaki Ansı Elagöz, dünyanın en önemli format şirketi Endemol’un Türkiye Genel Müdürü...

Fear Factor, Wipe Out, Aşkın Gözü Kördür, Var mısın Yok musun ve daha pek çok programın altında onun imzası var. Yakında dizi yapmaya da başlayacak ve televizyon dünyası ondan sorulacak.

En başa dönersek, nasıl başladı hikâyeniz?
9 Eylül 1971’de İzmir’de doğmamla başladı. Üniversiteyi İtalya’da, tiyatro yönetmenliği bölümünde okudum. Mastırımı da Amerika’da sinema-televizyon yapımcılığı bölümünde yaptım. Bitince Latin Amerika’nın en büyük bağımsız film dağıtım şirketinde, satın alma ofisinde film satın almaya başladım.

Sonrasında İspanya ve Türkiye’ye dönüş var değil mi?
Dört yıl Amerika’da kaldıktan sonra Carlos Saura’nın Tango filmi sebebiyle İspanya’ya taşındım. İki yıl burada kaldıktan sonra 1999 senesinde ülkeme döndüm. Sonrasında ANS’den Abdullah Oğuz’la çalışmaya başladım. Bir süre film dağıtım departmanının başında çalıştıktan sonra ‘Fırsat Bu Fırsat’ ile televizyon yapımcılığına başlamış oldum. ‘O Şimdi Asker’, ‘Bir Tutam Baharat’ ve ‘O Şimdi Mahkum’ filmlerinin de yapımcılığını üstlendim. 2006 senesinde Kanal D’de Program Müdürü olarak çalışmaya başladım. İki yıl sonra da Endemol Türkiye’nin genel müdürü olmam için teklif geldi.



Satılan 10 programdan 4’ü Endemol’e ait...

Endemol niçin sizi tercih etti?
Endemol’ün dünyada kurduğu 27’nci ülkesel yapım şirketiyiz. Bu firmaların başındaki 27 kişinin 22’si yapım, 5’i yöneticilik kökenli. Yapım kökenli birini istiyorlardı. Ayrıca yurt dışı tecrübem, 4 dil bilmem de artıydı.

Bir ülkeye ne zaman geliyor Endemol?
Şiket, formatlarının o ülkede satılıp satılmadığına, reklam pazarına ve GSMH’a bakıyor. Anlaşmalarına bir madde koyuyor ve ‘Eğer o ülkeye gelirsem işi ben yaparım’ diyor. Mesela, Var mısın Yok musun’un anlaşması Show TV ile Acun’la değil. Biz bu işin daha tepe yapımcısı gibiyiz. Yarışma, Ramazan’da her gün yayınlanacak ama sonrasında haftada sadece 3 gün olacak. Süre, net 90 dakika olacak. Ödül ağacındaki rakamlar da artmayacak.


Huysuzun yerine Ebru olmaz

İspanya’da 10 yıldır yayınlanan Akademi Türkiye programının bizde ikinci sezonunda tutmaması beni bayağı bir şaşırtmıştı.

Şans yolu da burada başarılı olmadı ama dünyada çok tuttu. Big Brother ise maalesef BBG yapıldığı için bizde hiç yapılamadı.

’Benimle dans eder misin?’ tutmaz diyeceğim bir şeydi ama tuttu. Huysuz Virjin işin yüzde 70’i idi orada. Bakın şimdi ATV’de var ama tutmadı, Huysuz’un yerine Ebru Akel olmaz çünkü! Format olarak güçlü bir program değil.


Karizmatiklikten değil, risk almamak için sunuyorlar

İyi bir yapımcı nasıl olur?
Önce yapım asistanı, sonra prodüksiyon amiri, sonra yürütücü yapımcı ve en sonunda da yapımcı olunuyor. Yapımcılık biraz da içeriksel bir şey; hangi program iş yapar, nasıl olursa seyirciyle buluşur... Sağduyu, tecrübe ve biraz da yetenek işi. Herkes yapımcı olamaz. Çünkü kişinin, neyin tutacağı hakkında fikri olması, koku alması lazım.

Bu noktada ülkemizdeki sunucu- yapımcıları değerlendirmenizi rica etsem?
Acun kesinlikle çok iyi bir yapımcı. Çünkü bir adım önde, dünyayı takip ediyor, bir iş nasıl tutar biliyor. Osman Tan da Türkiye’de kimse bilgi yarışmalarına inanmazken gitti, ‘Kim 500 Milyar İster’i; ‘Popstar’ı aldı getirdi. O öngörüye sahip olmak önemli. Armağan Çağlayan ise sunucu olarak değil ama yapımcı olarak çok iyi. O da halkın nabzını tutmayı başarabiliyor. Sunum konusuna gelirsek, Armağan’ı değil ama Osman Tan’ı da Acun’u da doğru buluyorum. Ekran karizmasını bir yana bırakıyorum ama. Çünkü Osman Tan da, Acun da en karizmatik adam oldukları için değil, o trafiği idare ederek, programı en izlenir hale getirdikleri için sunuyorlar programlarını. Kendilerini güvenceye almak için yani. Sunucu risktir, bazen o işi anlamayabilir. Sonuçta Var mısın Yok musun veya Popstar formatları çok kuvvetli işler. Kimse Popstarı, Osman Tan sunuyor ya da Var mısın Yok musun’u Acun sunuyor diye seyretmiyor. Armağan’ın kendi talk-show’unda başarılı olmaması ise insanların ondan daha fazla şey beklemiş olmalarıyla ilgili.

TV kanalları kimliksizleşti


Türkiye’deki TV endüstrisi bence çok dinamik. Kesinlikle çok hızlı gelişiyor. Hatamız, hızlı tüketmemiz. Kimse bir sakin olup, durup plan yapma lüksüne sahip değil. Kanal yöneticileri de gelirler- giderler, aylık raporlar derken çok büyük baskı altında çalışıyorlar. O zaman da bazı işlerde sabretmiyor, hemen yayından kaldırıyorlar. Günlük performansa bakıldığı için sonuçta da birbirinin benzeri işler yapılıyor. Oysa ki yurt dışında kanalların kendi kimlikleri var. Eskiden bizde de öyleydi; Show biraz daha genç, ATV daha kadın ve orta yaşlı, Kanal D daha A-B grubu, Star daha C-D izleyicisine yönelikti. Şimdi insanlar o kadar günlük başarıya odaklandılar ki kanalların kimlikleri de azaldı. Kanalların şimdi yapması gereken şey, kendi kimliklerini doğru tanımlayıp, ona göre seyirciyi beslemek olmalı.


Bu yıl neler izleyeceğiz


Türkiye’de bilgi yarışması trendi bitmiştir. Kriz zamanları hiçbir zaman bilgi yarışmaları iş yapmaz, daha light, eğlence programları iş yapar. Bu sene bol bol eğlence programı izleyeceğiz.

Kadın programlarının yüzlerini yenilemesi lazım. 7-8 senedir Türkiye’de yapılan kadın programlarının devri kapandı. Reytingler de bunu kanıtlıyor zaten. Dört büyük kanalın sabah topladıkları share önceden 60 iken, bu yıl 40’ı geçemedi. Demek ki seyircinin yüzde 20’si bunlardan vazgeçti; others dediğimiz kanalları izledi.

Reality programlarında düşüş var, yetenek yarışmaları ise her zaman iş yapar.


En başarılı TV karakteri M. Ali Erbil

Kime her zaman iş yaptırırsınız?
M. Ali Erbil’e. Tecrübeli ve çok yetenekli. İsrail’den Norveç’ten teklifler geldi adama... Türkiye’deki en başarılı TV karakteri.

Bazı ünlü, başarılı isimler niçin TV’ye iş yapmıyor? Cem Yılmaz mesela...
Yapmasın da zaten, doğrusu bu. TV, o kadar popülist ve açgözlü bir şey ki her an kendini tüketebilirsin, başka bir dirayet istiyor. Yılmaz şu an 1 numara. Bir program sunsa yine çok iyi olabilir. Ama seyirci öyle bir şey ki, belki de hoşlanmayacak o programdan. Böyle bir risk almamalı.


“Avşar, en doğru işi yapıyor”

Hülya Avşar’a program sundurur musunuz?
Şu an Avşar, Hülya Avşar Stüdyosu ile en doğru işi yapıyor. Pınar Altuğ, Hande Ataizi, Hülya Avşar... Baktığınız zaman hepsi sunucu. Ama Avşar’ın belirli bir kimliği ön plana çıkıyor. Pınar Altuğ ya da Hande Ataizi bir şey sundukları zaman Pınar ya da Hande olarak orada değiller, güzel bir kadın figürü olarak oradalar. ‘Bir Şarkısın Sen’ programı Pınar Altuğ için mi seyrediliyor? Hayır! Al Pınar Altuğ’u başka birini koy, yine iş yapar...


Kaynak:Vatan Gazetesi - BANU DURAN

Popstar Alaturka Bursa'da - 07.08.2009


Özel bir televizyon kanalında yayınlanan 'Popstar Alaturka' yarışmasının Bursa elemeleri için sabahın erken saatlerinde sıraya giren adaylar, İstanbul'daki finale kalmak için kıyasıya yarıştı.'Popstar Alaturka' elemelerinin 8. etabı, Bursa Almira Otel'de yapıldı. Ünlü sanatçılar Armağan Çağlayan, Osmantan Erkır, Metin Akpınar ve Süheyla Yengi'den oluşan jürinin önüne çıkmak için, yarışmacılar erken saatlerde otele geldi. Yaklaşık 2 bin adayın kıyasıya yarıştığı elemeler için Bursa'dan bir kişinin İstanbul'da düzenlenen finallere gideceği öğrenilirken, bazı adayların hayli heyecanlı olduğu görüldü. Her adaya kendilerini göstermeleri için kısa bir süre tanınırken, elemelere Türkiye'nin birçokşehrinden yarışmacı katıldı.9 ay önce Afganistan'ın Serkul şehrinden gelen İzmir Ekonomi Üniversitesi 1. sınıf öğrencisi Metin Arizi (24), sabahın erken saatlerinden itibaren sırada beklediğini dile getirdi. Ses sanatçısı olmayı çok istediğini ifade eden Afgan Arizi, "Bursa'da 9 aydır kalıyorum. Türkçe öğrenmeye çalışıyorum. Şimdi de yarışmaya katılacağım. Ses sanatçısı olmayı çok istiyorum. Müziğe çok fazla ilgim var" dedi.
Kaynak:Bursa Hakimiyet Gazetesi