Henüz 38 yaşındaki Ansı Elagöz, dünyanın en önemli format şirketi Endemol’un Türkiye Genel Müdürü...
Fear Factor, Wipe Out, Aşkın Gözü Kördür, Var mısın Yok musun ve daha pek çok programın altında onun imzası var. Yakında dizi yapmaya da başlayacak ve televizyon dünyası ondan sorulacak.
En başa dönersek, nasıl başladı hikâyeniz?
9 Eylül 1971’de İzmir’de doğmamla başladı. Üniversiteyi İtalya’da, tiyatro yönetmenliği bölümünde okudum. Mastırımı da Amerika’da sinema-televizyon yapımcılığı bölümünde yaptım. Bitince Latin Amerika’nın en büyük bağımsız film dağıtım şirketinde, satın alma ofisinde film satın almaya başladım.
Sonrasında İspanya ve Türkiye’ye dönüş var değil mi?
Dört yıl Amerika’da kaldıktan sonra Carlos Saura’nın Tango filmi sebebiyle İspanya’ya taşındım. İki yıl burada kaldıktan sonra 1999 senesinde ülkeme döndüm. Sonrasında ANS’den Abdullah Oğuz’la çalışmaya başladım. Bir süre film dağıtım departmanının başında çalıştıktan sonra ‘Fırsat Bu Fırsat’ ile televizyon yapımcılığına başlamış oldum. ‘O Şimdi Asker’, ‘Bir Tutam Baharat’ ve ‘O Şimdi Mahkum’ filmlerinin de yapımcılığını üstlendim. 2006 senesinde Kanal D’de Program Müdürü olarak çalışmaya başladım. İki yıl sonra da Endemol Türkiye’nin genel müdürü olmam için teklif geldi.
Satılan 10 programdan 4’ü Endemol’e ait...
Endemol niçin sizi tercih etti?
Endemol’ün dünyada kurduğu 27’nci ülkesel yapım şirketiyiz. Bu firmaların başındaki 27 kişinin 22’si yapım, 5’i yöneticilik kökenli. Yapım kökenli birini istiyorlardı. Ayrıca yurt dışı tecrübem, 4 dil bilmem de artıydı.
Bir ülkeye ne zaman geliyor Endemol?
Şiket, formatlarının o ülkede satılıp satılmadığına, reklam pazarına ve GSMH’a bakıyor. Anlaşmalarına bir madde koyuyor ve ‘Eğer o ülkeye gelirsem işi ben yaparım’ diyor. Mesela, Var mısın Yok musun’un anlaşması Show TV ile Acun’la değil. Biz bu işin daha tepe yapımcısı gibiyiz. Yarışma, Ramazan’da her gün yayınlanacak ama sonrasında haftada sadece 3 gün olacak. Süre, net 90 dakika olacak. Ödül ağacındaki rakamlar da artmayacak.
Huysuzun yerine Ebru olmaz
İspanya’da 10 yıldır yayınlanan Akademi Türkiye programının bizde ikinci sezonunda tutmaması beni bayağı bir şaşırtmıştı.
Şans yolu da burada başarılı olmadı ama dünyada çok tuttu. Big Brother ise maalesef BBG yapıldığı için bizde hiç yapılamadı.
’Benimle dans eder misin?’ tutmaz diyeceğim bir şeydi ama tuttu. Huysuz Virjin işin yüzde 70’i idi orada. Bakın şimdi ATV’de var ama tutmadı, Huysuz’un yerine Ebru Akel olmaz çünkü! Format olarak güçlü bir program değil.
Karizmatiklikten değil, risk almamak için sunuyorlar
İyi bir yapımcı nasıl olur?
Önce yapım asistanı, sonra prodüksiyon amiri, sonra yürütücü yapımcı ve en sonunda da yapımcı olunuyor. Yapımcılık biraz da içeriksel bir şey; hangi program iş yapar, nasıl olursa seyirciyle buluşur... Sağduyu, tecrübe ve biraz da yetenek işi. Herkes yapımcı olamaz. Çünkü kişinin, neyin tutacağı hakkında fikri olması, koku alması lazım.
Bu noktada ülkemizdeki sunucu- yapımcıları değerlendirmenizi rica etsem?
Acun kesinlikle çok iyi bir yapımcı. Çünkü bir adım önde, dünyayı takip ediyor, bir iş nasıl tutar biliyor. Osman Tan da Türkiye’de kimse bilgi yarışmalarına inanmazken gitti, ‘Kim 500 Milyar İster’i; ‘Popstar’ı aldı getirdi. O öngörüye sahip olmak önemli. Armağan Çağlayan ise sunucu olarak değil ama yapımcı olarak çok iyi. O da halkın nabzını tutmayı başarabiliyor. Sunum konusuna gelirsek, Armağan’ı değil ama Osman Tan’ı da Acun’u da doğru buluyorum. Ekran karizmasını bir yana bırakıyorum ama. Çünkü Osman Tan da, Acun da en karizmatik adam oldukları için değil, o trafiği idare ederek, programı en izlenir hale getirdikleri için sunuyorlar programlarını. Kendilerini güvenceye almak için yani. Sunucu risktir, bazen o işi anlamayabilir. Sonuçta Var mısın Yok musun veya Popstar formatları çok kuvvetli işler. Kimse Popstarı, Osman Tan sunuyor ya da Var mısın Yok musun’u Acun sunuyor diye seyretmiyor. Armağan’ın kendi talk-show’unda başarılı olmaması ise insanların ondan daha fazla şey beklemiş olmalarıyla ilgili.
TV kanalları kimliksizleşti
Türkiye’deki TV endüstrisi bence çok dinamik. Kesinlikle çok hızlı gelişiyor. Hatamız, hızlı tüketmemiz. Kimse bir sakin olup, durup plan yapma lüksüne sahip değil. Kanal yöneticileri de gelirler- giderler, aylık raporlar derken çok büyük baskı altında çalışıyorlar. O zaman da bazı işlerde sabretmiyor, hemen yayından kaldırıyorlar. Günlük performansa bakıldığı için sonuçta da birbirinin benzeri işler yapılıyor. Oysa ki yurt dışında kanalların kendi kimlikleri var. Eskiden bizde de öyleydi; Show biraz daha genç, ATV daha kadın ve orta yaşlı, Kanal D daha A-B grubu, Star daha C-D izleyicisine yönelikti. Şimdi insanlar o kadar günlük başarıya odaklandılar ki kanalların kimlikleri de azaldı. Kanalların şimdi yapması gereken şey, kendi kimliklerini doğru tanımlayıp, ona göre seyirciyi beslemek olmalı.
Bu yıl neler izleyeceğiz
Türkiye’de bilgi yarışması trendi bitmiştir. Kriz zamanları hiçbir zaman bilgi yarışmaları iş yapmaz, daha light, eğlence programları iş yapar. Bu sene bol bol eğlence programı izleyeceğiz.
Kadın programlarının yüzlerini yenilemesi lazım. 7-8 senedir Türkiye’de yapılan kadın programlarının devri kapandı. Reytingler de bunu kanıtlıyor zaten. Dört büyük kanalın sabah topladıkları share önceden 60 iken, bu yıl 40’ı geçemedi. Demek ki seyircinin yüzde 20’si bunlardan vazgeçti; others dediğimiz kanalları izledi.
Reality programlarında düşüş var, yetenek yarışmaları ise her zaman iş yapar.
En başarılı TV karakteri M. Ali Erbil
Kime her zaman iş yaptırırsınız?
M. Ali Erbil’e. Tecrübeli ve çok yetenekli. İsrail’den Norveç’ten teklifler geldi adama... Türkiye’deki en başarılı TV karakteri.
Bazı ünlü, başarılı isimler niçin TV’ye iş yapmıyor? Cem Yılmaz mesela...
Yapmasın da zaten, doğrusu bu. TV, o kadar popülist ve açgözlü bir şey ki her an kendini tüketebilirsin, başka bir dirayet istiyor. Yılmaz şu an 1 numara. Bir program sunsa yine çok iyi olabilir. Ama seyirci öyle bir şey ki, belki de hoşlanmayacak o programdan. Böyle bir risk almamalı.
“Avşar, en doğru işi yapıyor”
Hülya Avşar’a program sundurur musunuz?
Şu an Avşar, Hülya Avşar Stüdyosu ile en doğru işi yapıyor. Pınar Altuğ, Hande Ataizi, Hülya Avşar... Baktığınız zaman hepsi sunucu. Ama Avşar’ın belirli bir kimliği ön plana çıkıyor. Pınar Altuğ ya da Hande Ataizi bir şey sundukları zaman Pınar ya da Hande olarak orada değiller, güzel bir kadın figürü olarak oradalar. ‘Bir Şarkısın Sen’ programı Pınar Altuğ için mi seyrediliyor? Hayır! Al Pınar Altuğ’u başka birini koy, yine iş yapar...
Kaynak:Vatan Gazetesi - BANU DURAN
Yarışmalar her zaman iş yapar - 08.08.2009
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN FAN CLUB, 8 Ağustos 2009 Cumartesi
Etiketler:
POPSTAR ALATURKA 8.SERİ
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Comments :
Yorum Gönder