10 yıl önce aramızdan, yani 'sıradan' biriyken 'Popstar-Türkiye' ile tanınan Bayhan, şimdi bir başka realite-şov, 'Ben Burdan Atlarım'da 'ünlü' olarak karşımızda. O, bir 'realite ünlüsü'...
'Ben Burdan Atlarım’ önce ‘nostaljik’ kesitiyle çekti dikkatimi. Kule tramplen atlama tekniklerini öğrenen ‘ünlü’lerin yarıştığı realite-şovda Gamze Özçelik, Armağan Çağlayan ve Bayhan Gürhan’ı yıllar sonra bir arada görmekten bu… ‘Popstar-Türkiye’nin 10 yıl önceki ilk sezonunda onları tanımıştık. Sunucu Özçelik’in verimli bir medya serüveni oldu denilebilir. Bu serüven halen ‘Arka Sokaklar’ dizisinde gayet dinamik sürüyor. 10 yıl önceki gibi şimdi de jüride olan Çağlayan ise medya endüstrisinde Popstar bir yana, onun öncesinden sonrasına hep ‘kazanan’ konumda zaten...
Bayhan için aynısı söylenebilir mi, emin değilim. Müslüm Baba-esintili ‘uçuk’ performansıyla ve cinayetten sabıkalı olmanın irkiltici ama aynı ölçüde de (seyir açısından) çekici etkisiyle kitlesel ilgi toplayan yarışmacı, kaset de yaptı, oyunculuğa da yöneldi. Lâkin sonuçta Popstar’la adım attığı şöhret yolunda az gidip-uz gidip bir arpa boyu yol gitmediğini söylemek, bilmem çok mu acımasız olur? Ne yapalım, dost acı söyler!..
Bu noktadan hareketle şuna da dikkat çekelim! 10 yıl önce aramızdan, yani ‘sıradan’ biriyken bir realite-şovla tanınan Bayhan, şimdi ‘ünlü’ olarak bir başka realite-şovla karşımızda! Bu, hayli manidar ve aslında diğer yarışmacı ‘ünlü’lere de dikkat edince bizi ‘Meşhuriyet Çağı’nın hazin düzenine ilişkin tartışma açabilecek bir tespit yapmaya yöneltiyor.
‘Ben Burdan Atlarım’ın yarışmacı torbasına elimizi daldırıp çıkan isimlerin şöhret biyografisine bakalım: İlk elimize gelen, 2004 Türkiye Güzeli Nur Gümüşdoğrayan. Kendisi mankenlik yapıyormuş ama ne kadar ‘yaygın’ üne sahip, tartışılır. Kıyas için bir dönem ‘yaygın’ ünü olan diğer manken-yarışmacı Tuğba Özay’ı çıkartalım. O, ‘Miss Model of Turkey’ (1995) birincisi olarak çıkmaya başladığı şöhret yokuşunda hayli yükseğe tırmandı. Ama şimdilerde bu ün tüm parlaklığıyla devam mı ediyor, yoksa unutulmaya mı yüz tutmuş durumda, siz söyleyin!..
Bunu tamamlar mahiyette Semiha Yankı’yı alalım. 1975’te ‘Seninle Bir Dakika’yla Eurovision sonunculuğu var ve o gün bugündür bununla tanınıyor. Zaman zaman kayıplara karışsa da özellikle şu ‘Meşhuriyet Çağı’ ikliminde daha sık belirir oldu. Şimdi kuleden kazasız-belasız atlama derdinde.
Atilla Taş da benzer konumda. 90’ların sonunda ‘Ham Çökelek’ adlı fantastik şarkısıyla ünlendi. Ardından kaybolduysa da çırpına çırpına yeniden görünür oldu. Yakınlarda da (‘Gangnam Style’a nazire) ‘Yam Yam Style’ı yaptı ama eski havasını buldu denemez. Kısaca, bir ‘damla’ olarak düştüğü ‘şöhret tavası’nda buharlaşıp yok olmamak için şimdi 7,5 metreden ‘öne bir buçuk salto’ ile atlıyor.
Ve Asena. Dansözlük ve Tatlıses’le aşkıyla ünlendi, sonrasında sönümlendi. Yeniden ateş alabilmek için ha bire o ‘realite’ senin, bu ‘realite’ benim dolaşmakta: ‘Buzda Dans’, ‘Survivor’, ‘Benzemez Kimse Sana’ ve şimdi de ‘Ben Burdan Atlarım’.
Torbada ‘deprem profesörü’ Şener Üşümezsoy da var. Ününü, elim Marmara Depremi’ne borçlu. ‘Hoca’ bu sayede kazandığı ünü sürdürme yolunda başka kulvarlara yönelmeye ta en baştan açık oldu. Beyninden öte bedeniyle, derin düşüncelerinden öte demir gibi kaslarıyla ekrandan eksik olmadı. ‘Realite’lere de açıldı. ‘Survivor’ için uğraştı, olmadı. ‘Trophy Türk’de yer aldı, ‘kesmedi’ ki şimdi ‘Ben Burdan Atlarım’da ‘deprem yapmak’ (ben demiyorum, kendi esprisi!) üzere karşımızda…
Bunlara ek olarak (Acun’un bir kısmını Survivor’da ‘Gönüllüler’ kategorisinde yarıştıracağı) geri kalanlarla birlikte durum şu: Ortada hâlihazırda ‘ünlü’ deyince ilk aklınıza gelen, bir çırpıda işaret edebileceğiniz kimse yok. Aslında burası, ‘Meşhuriyet Çağı’nda bir kaybedenler kulübü… Ve pek çok realite-şov, buna benzer şekilde artık ‘sıradan insan’a çağrı yapmak yerine, bu türden, bir zamanlar ünlü ama artık gözden düşmüş veya ‘kısmen’ ünlü veya ‘ünü kendinden menkul’ şahsiyetlerle yol alıyor. Artık hayatımızda bir de ‘realite ünlüleri’ var.
Durum bu da yorum ne peki? O da şu: ‘Meşhuriyet Çağı’nda şöhret, yaşarken ölmektir… Ve her canlı şöhreti tadacaktır!..
Kaynak:radikal.com.tr / Tayfun ATAY



Comments :
Yorum Gönder